Ortalıkta görünmüyorsam ya blog tasarımı yapıyor ya da kişisel meselelerimle uğraşıyorumdur.Belki de uzaylılar tarafından kaçırılmışımdır, kim bilir?

Çarşamba, Ağustos 17, 2016

Bu aralar ben #9

Sawako Kuronuma Çarşamba, Ağustos 17, 2016


Buralara bir şeyler karalamak eskisi kadar içimden gelmiyor.Sanırım eskisi kadar rahat değilim artık düşüncelerimi ifade ederken, bunun sebebi de boşboğazlığımdan birçok kişiye blogum olduğunu söylemem ya da şans eseri ortaya çıkan bir durumdan dolayı söylemek zorunda kalmam.

Her an herkesin her şeyimden haberi varmış gibi hissediyorum.Bu arada "Selam kuzenlerim ve arkadaşlarım", "Sana selam vermiyorum baba, büyük ihtimalle facebooktan blog okumaya geçecek kadar level atlamamamışsındır" :))


Zayıflıklarımı, tanıdıklarımın bilmesini istemiyorum.Her an bana karşı koz olarak kullanılabileceklermiş gibi geliyor; maalesef etrafımda iyi olduğu gibi kötü olan insanlar da var.

Mükemmel olduğumu düşünmüyorum; öyle çok güzelim, harikayım gibi tavırlarım yok.Bazen lafta arkadaşlarımla şakalaşırken bugün de çok mükemmelim demişliğim olmuştur ama işte lafta...Aynaya bakınca ilk önce yüzündeki kusurları gören insanım ben.

Bu sene saçımdan neredeyse on tel kadar beyaz çıktı ve ben her beyaz tel çıktığında ısrarla onu koparttım, sanki böyle zamanı durdurabilecekmişim gibi.Hiç unutmam ilk beyaz telim lise yıllarında çıkmıştı, nasıl da triplere girmiştim! 

Bu gün 17 Ağustos...Bilmiyorum siz deprem yaşadınız mı ama ben ilk depremimi 17 Ağustosta 9 yaşındayken yaşamıştım.Daha o sene öğrenmiştim depremin ne demek olduğunu.Hatta yataktan ilk kalktığımda ayakta rüya gördüğümü bile hatırlıyorum; anneannem saz çalar, bina sallanır, salak salak gülüşlerimi bile hatırlıyorum.Sonrasında ilk duyduğum cümle "Sawako kardeşini al ve kaç" oldu, çünkü anneannem felçli, kendi başına  merdivenlerden inmesi mümkün değil, babam sırtında taşıdı.

Biz 17 Ağustosta Allah'a şükür kimseyi kaybetmedik ama hala bir yerde yanımda oturan kişi ayağını salladığında huzursuz olurum, acaba deprem mi oluyor diye...

17 Ağustos bizim için her şeye sıfırdan başlamak demek..Halbuki daha yeni yaptırmıştık evimizi, bir sene bile oturamadık ilk evimizde.Müteahhit kolon çalmış, aynı zamanda hayallerimizden de...Evimiz mühürlenince babam korkup sattı, sık sık iş nedeniyle Sakarya'ya geldiği ve bizi yalnız bıraktığı için. İstanbul macerası da öylelikle bitti.Yıllar sonra ben üniversiteyken ev sahibi olabildik, çok şükür...

Ali Ağaoğlu, bir programa katılmıştı.Ona eskiden yaptıkları inşaatlarda malzeme çalıp çalmadığı sorulduğunda "O dönem herkes çalıyordu" demişti, hem de gülerek, hiç unutmam.Çalınan hayaller, hayatlar kimin umurunda...

Babama göre acilen empati yapmayı bırakmalıymışım; bu durum beni zor şartlara sürükleyebilirmiş.Sürüklüyor da, her düşene yardım etmek istiyorum; beni dibe çekmeye niyetli olsa bile...

Bazen dünyanın en iyi insanı kıvamındayken bazen dünyanın en sinirli insanı olabiliyorum.Sınırlarım ihlal edilince deliriyorum.

"Armudun sapı üzümün çöpü", "yağlı kapı" ," yaş kemale ermeden" gibi kalıpları çok sık duyuyorum artık etrafımda.Bazen beni anlayan tek bir insanın bile kalmadığını düşünüyorum.

"Ben seni sevdiğim için söylüyorum" cümlesiyle başlayan ardından sıralanan talepler beni rahatsız etmeye devam ediyor.Talepler karşılanmayınca hiç kimse giriş cümlesindeki kadar nazik kalamıyor.

Nerede ne konuşacağını bilmeyen insanları sevmiyorum, kızıyorum.Aynı zaman da kendi ayıbını örtmek için başkasının ayıbını ortaya çıkaranları da...

Uykusuzum birkaç gündür, huzurum yok.Kendime takılıp mahalledeki kuaför gibi sende kendini baştan aşağı muskalarla kapla, bana büyü yaptılar deyip eğlen diyorum.Büyüye inanıyorum ama her şeyi büyüye bağlayan insanlara inanmıyorum.

Tabularımı yıkmaya çalışıyorum, bunda bana destek olan değil köstek olan insanların olmasına rağmen.Kendimi tembellik yaptığı için çocuğunu sanayiye veren baba gibi hissediyorum; çocuk da ben, baba da.

"Onun gibi olmanı istemiyorum" diyor annem."Deme öyle o da yalnız kalmak istemezdi" diye kızıyorum.Aşık olduğu kişiyi 17 ağustosta kaybedip cesedini bile bulamayacağını, yıllarca umutla bekleyip bir sonuca varamayacağını o da bilemezdi, diye içimden mırıldanıyorum.Kendimi gelecekte 2-3 kediyle bile göremiyorum, 1 kediye anca bakabilirim ben bu üşengeçlikle.

İyice feminist olmaya başladım, kadınların erkeklerden aşağıda olduğunu söyleyen kimseler, cümleler duydukça deliriyorum; ain't your mama dinleyip kendime geliyorum.

Kendimi büyütüyorum bu aralar, söylemek istediğim daha çok şey var aynı zamanda hiçbir şey yok. Kafa durumum; hepinizden nefret ediyorum ama tek başıma da canım sıkılıyor diyen Yıldız Tilbe gibi, hem anlamlı hem anlamsız, hem tutarlı hem tutarsız.



20 yorum:

  1. Ben de bu ara artık kimsenin samimiyetine güvenemez hale geldim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu aralar herkeste bir sahte samimiyet maskesi var :)

      Sil
  2. Bende tanıdıklarına blogundan bahsetmiş olmanın pişmanlığını yaşayanlardanım. Zaten sürekli yazmıyorum ama yazmaya niyetlendiğim zaman onların da okuyacak olması beni fazlasıyla geriyor.

    Yazdığın bir çok şeye fazlasıyla katıldım. Huzurlu günler dilerim. Huzur çok mühim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle, bazen yazılarımda üstü kapalı cümleler kullanıyorum sırf bu yüzden :)

      Sil
  3. Sanırım bu üşengeçlik de, bu ruh sıkıntıları da çağın sorunsalı... Düşünürsek sıkıntıya girmemek mümkün değil ki zaten. Yaşadığımız devir; arsızlıklarla dolu... Necip Fazıl Destan şiirinde anlatıyor sanki tam da bugünü. Sen de bir garipsin :) (Garip olmak her zaman güzeldir -en azından bana göre-) Yani kendinle barışık biri gibisin.. Ama aynı zamanda da, kendinden ve barındırdıklarından korkan biri gibi.. Zaten bizi biz yapan barındırdıklarımız olduğuna göre... Çağımızın bir diğer sorunu da bu sanırım... Kendimizi sevememek.. Biz kendimizi sevemezken başkasından nasıl isteyebiliriz ki bunu? Birkaç blogda daha bunun faslı geçmişti. Ben insanın kendisini ÇOK sevmesinden yanayım.. Böyle tutup arada yanaklarını sıkmalı insan. Oyy, deyip bağrına falan basmalı.. Öbür türlü yaşanmaz hayat. Ve katlanamaz insan.

    Kendine.

    Tabii çevresine de.

    Ben bunca lafı söylüyorum ama sor bakalım Sawako, Sen kendini seviyor musun, diye.. Evet diyemem... Ve sanırım evet diyebildiğimde bulacağım mutluluğu. Evet, diyebildiğimde kalkacak gözümün önündeki nefret perdeleri. Evet diyebildiğimde... sevebileceğim,

    gerekirse yalnızlığımı..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kendini eleştirebilen insanları daha güvenilir, daha samimi buluyorum :) Kendimle küssem başka kimsem kalmaz, ben ben olmam :) Seviyorum kendimi, sevmek zorundayım da :)

      Sil
  4. Anlamıyorum desem koca bir yalan söylemiş olurum, anlıyorum dediğimde ise muhakkak eksik bir şeyler kalır. Ama birkaç teselli cümlesi kuracaksam tarafımı belli etmek için, derim ki; biz ortak problemler sebebiyle birbirini hisseden ama birbirlerine tam anlamıyla ulaşamayan koca bir topluluğuz bu dünyada. Varlığını hissedip de ulaşamadığın o insanları düşünmek suretiyle yalnız kalma içinde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanki güzel şeyler oluyor gibi bu yazıdan sonra ya da düşünemeyecek kadar yoğunum, bilemiyorum.Her şeyi zaman gösterecek :)

      Sil
  5. Çocuğunu sanayiye veren baba, bu bana da oluyor zaman zaman :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hani Sezen Aksu'nun bir şarkısı var ya "Farkındayım" diye...Hani sözleri "Bu kızı yeniden büyütmeliyim, kor ateşlerde yürütmeliyim" diye ilerler, yaptığım tam olarak bu :)

      Sil
  6. Ailecek kimsenin benimle evlenmek istemeyeceğinin kanaatindeyiz (üşengeçliğim yüzünden) :). Benimde evlenmek istediğim pek söylenemez ya. Özellikle de bu devirde "güven" denen şeyin sadece bir kelimeden ibaret olduğu durumda. Şu sıralar insanların çoğunun yapığı bir etkinlik var. Karşıt düşünen birini bul ve olabildiğince olumsuz eleştir, yerin dibine sok ve bundan zevk al. Böyle insanlara ne diyeceğimi gerçekten bilemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bu fırsatı da biz vermiyor muyuz? İmkan vermezsek eleştirecek cesareti de kendilerinde göremezler :)

      Sil
  7. çay koyasım geldi yazını okuyunca,gel otur hem içelim hemde anlat demek isterdim Konya'da olsan:)

    YanıtlaSil
  8. Kaç yaşındasın bilmiyorum ama evlenmen için telkinde bulunanlara aldırma. Yeterki olsun değil doğru kişi olsun. Bir gün çıkacaktır karşına doğru kişi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eski kafalar var; anlayışsız, para ile saadet olacağını düşünenlerden :)

      Sil
  9. Yanıtlar
    1. Yok geliyor ama ben müsait oldukça onaylayıp cevap veriyorum :)

      Sil

Yorumlarınız için teşekkür ederim! :)
Fikrinizi belirtmekten çekinmeyin..
Unutmayın!Sadece link ve hakaret içerikli yorumları yayınlamıyorum!