Ortalıkta görünmüyorsam ya blog tasarımı yapıyor ya da kişisel meselelerimle uğraşıyorumdur.Belki de uzaylılar tarafından kaçırılmışımdır, kim bilir?

Salı, Eylül 30, 2014

Bu aralar ben...

Sawako Kuronuma Salı, Eylül 30, 2014

Son zamanlarda birçok aksilik üst üste geldi hayatımda ve hala da devam ediyor..Aslına bakarsanız uzun zamandır bu böyle...Ama son zamanlarda daha çok batıyor bu durum gözüme...Ne planlarsam ne istersem bir aksilik oluyor ve bütün hevesim, mutluluğum kursağımda kalıyor.İstediklerim, planlarıma göre olmayınca hiçbir şey yapamıyorum, boş boş dolanıyorum etrafta, amaçsızca...İsyan etmek de istemiyorum, korkuyorum sahip olduklarım elimden alınır diye, buna da şükür diyorum...Ama...Aması var işte!


Hayatımda kötü statüsüne koyabileceğim insanların çok mutlu olması, işlerinin yolunda gitmesi sinirlerimi bozuyor.Kesinlikle kendime, iyiyim mükemmelim demiyorum ama bariz kötü insanların bu kadar keyifli olması canımı sıkıyor.Kıskançlık belki bu..Kıskançlık da kötülüktür...Ama ben bunu adaletsizlik olarak görüyorum...Tamam biliyorum bunun öbür dünyası da var ama insanız işte...Neyse yine isyan etmiş olmayayım..Buna da şükür...



Tabi bu tür durumlarda yanımda olan arkadaşlarımla durum hakkında farklı görüşlerimiz oluşuyor...

Dindar arkadaş; Allah sevdiği kullarını sınarmış, bu zorlukların sonunda güzel mükafatlar göreceksin...

Felsefi arkadaş; Çekim yasası yüzünden bunların hepsi!Etrafa negatif enerji yolluyorsun...İçten içe bir şeylerin ters gideceğini düşünüyorsun ve öyle oluyor...

Ben; kesin bir günah işledim Allah beni cezalandırıyor.


Aslında pozitif bir insandım ben, belki de sinir bozucu derece pozitif...Her zamanlar iyilerin kazanacağına inanırdım.Sanırım hala da inanıyorum ama tereddütlüyüm..Çünkü gerçek dünyada iyiliğin, dürüstlüğün bir artı değil eksi getirdiğini düşünüyorum...Kime sorsam, iyi dürüst insanları sevdiğini söylüyor ama kimse gerçekleri duymak istemiyor, onun yerine duymak istediklerini söyleyen insanların yanında oluyor.Doğruyu söylemek, dürüst olmak bir işe yaramıyor yani...Ah bir de iyilik ve kötülük durumu...Deneyimlerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki, kime iyilik yaptıysam sağlam kazıklar yedim ve her defasında kötü ilan edildim...Kötüler daha değerli oluyor bence...Ama işte ben duygusallıktan kaybediyorum, iki gözyaşı döksünler insanlara acıyıp onları affediyorum...Sonra her şey tekrar başa sarıyor...Ahh aptal ben!Acımasız olmak için özel ders mi alsam?



Ama sanırım biraz da kötülük var içimde!Kötülerin, yaptıkları kötülüklerin cezasını çekmesini istiyorum!Yaptıkları kötülük bu dünyada da rahat bırakmasın onları..Zaten pembe dizi tarzındaki Kore dizilerinde de kötülerin birden aklanıp paklanıp mutlu olmasına karşıydım, hemen olmasınlar mutlu!Önce yaşattıkları acı kadar acı çeksinler...Anlasınlar neler hissettiğimizi....Çünkü insan bir şeyi ancak kendi yaşarsa anlar...Bir musibet bin nasihatten iyidir.



Anlayacağınız bu aralar hayatımı çok sorgular hale geldim...Etrafımda kimlerin gerekli kimlerin gereksiz olduğu üzerine...Çevremde fazlasıyla işi düştüğünde arayan insan olduğunu fark ettim, aslında bunun daha önceden de farkındaydım ama aldırmıyordum ya da aldırmadığımı düşünüyordum.Ve fark ettim ki aslında o insanlar beni yoruyor..Sadece işleri düştüğünde arayıp bütün hayat enerjimi emiyorlar, sadece onlar var, ben yokum; benim nasıl olduğumun önemi yok...Önemli olan tek nokta; benim onları gıkımı çıkartmadan dinlemem ve gerçekleri değil, duymak istediklerini söylemem...Bu insanlardan yavaş yavaş uzaklaşmam lazım..Aslında o kadar da yakın sayılmam değil mi?

Ama neyse ki çocukluk arkadaşlarım var...Onların yanında hem güzin abla hem de ben diye bir şey var...Kendim olduğumu hissettiğim bir şey...


Bu arada son bir hafta içinde renklitirtil blogunun sahibesiyle dabbe ve 3 harfliler üzerine konuştuk...Normalde korkmuyorum deyip cool cool dolaşan ben son günlerde tam bir korkak haline geldim...Psikolojik olarak gölgeler görmeye başladım..Sırf ses olsun diye bu buz gibi havalarda camı üstten açarak uyuyorum..Sonra gece fırtına,rüzgar, yağmur çıkıyor yine uyanıyorum, korkuyorum...Ahh cool ben...Korku filmlerine de biraz ara mı versem?



Geçen gün aklıma nereden geldi bilmiyorum ama Rapunzel'e taktım.Bu kız kulede, tek başına kilitli...Dışarıda da ejderha var...İyi, hoş..Bu kız nasıl saçlarını yıkadı bunca zaman, şampuanı nereden buldu...Ben saçlarımı belime kadar uzattığımda şampuan yetiştiremiyordum, onun şampuan sponsoru bulması lazım bu durumda..Hem neden bitlenmedi bu kız..Her şeyi geç, biz çocukken neden sorgulamak bunu, nasıl hepimize büyüleyici geldi masal...Sonra geçişi Pamuk Prensese yaptım.Üvey annesinden kaçan, yeryüzünün en güzel kızı ve 7 küçük adam...Neden hiçbiri aşık olmadı ona...Yoksa cüceler?! Sindrella'dan hiç bahsetmiyorum bile, ülkede o ayakkabı numarasına sahip olan tek genç kız! Anlayacağınız o ara nereden estiğini anlamadığım garip sorular aklıma esmişti, onca düşünecek şey varken bunun üzerinde düşündüm..Ahhh realist ben!


Yaklaşık bir ay önce saçımı kestirdim yani kırıklarını aldırmak için kuaföre gittim...Sanırım saçımın kırıklarını aldırmak istiyorum sözü kuaförlere farklı şeyler ima ediyor yoksa iki parmak keseceğini söyleyip bir karış kesmenin başka bir açıklaması olamaz...Neyse ki kökü bende yine uzar değil mi?!Ama evren benimle dalga geçmekte!Kestirdikten sonra karşıma saçları belinden aşağı inen kızların çıkmasını başka türlü açıklayamıyorum!


İştahım yok bu aralar ta ki gece 11'e kadar...O saatten sonra deli gibi bir şeyler yemek istiyorum...Nedense salçalı omlete taktım bu aralar, 11'den sonra 2 yumurta, biraz salça, bir de içine bir ton tuz koyuyorum, 2 güne şişmezsem iyidir...


Çayı şekersiz içmeye başladım bu sıralar...Çok havalı değil mi?Ama biz liptonun demlik poşet çaylarını içtiğimiz için misafirlikte içtiğimiz demleme çaylarda yapamıyorum bunu...Aslında içtiğim 1 bardak çay, çok da sevmem çayı...Şekerli içsem ne olur ki?



İç sesimle anlaşamıyorum bu aralar...Düşününce, bu zamana kadar da hiç anlaşabilmiş değilim...Hayatımda tanıdığım en korkunç şey kendisi...Geçimsizin teki!Sürekli azarlayan,moral bozan bir ses...Bazen benden nefret ettiğini de düşünmüyor değilim...Biraz yapıcı olmasını tercih ederdim ama hakkında çok şey de söylemek istemiyorum..Yine baş başa kalacağız kendisiyle, kurtuluşumuz yok...İyi geçinmek lazım...

Bugünlerde böyleyim...
Bu da böyle içini döken, sakin bir post olsun... 

Bir mucize bekleyen Sawako'dan sevgilerle...



24 yorum:

  1. ən əvvəl yazdığın insanların yaxşılıq sevməsi olan hissənin haqqında uzun uzun düşündüyüm zamanları yadıma saldın. Nə yazıq ki dünyanın hər yerində bu belədir, bir insana xeyrin dəymirsə, ona verə biləcəyin heç nə yoxdursa yavaş yavaş uzaqlaşır səndən. Sindirelladan əvvəl Göyçək Fatma nağılını bilirəm. Oxşar cəhətləri də ögey ana, ögey bacı, şəhzadə oğlan və ayaqqabıdır. Bu dediyim nağılı eşitdiyim andan o ayaqqabı məsələsini düşünürdüm :D işləri bu aralar yolunda getməyən tək sən deyilsən məndə də elədir. Və düzünü desəm özüm haqqında bunu deyirəm ki bitkisəl həyatdayam kimidir yaşamım :/ o dərəcə ekşın/action yoxdu O.o :D boş verməkdən başqa çarə də yoxdu.. havadandır bəlkə də çoxumuzun həyatındakı bu kölgələr.. ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep havalardan diye kendimi kandırıyorum zaten ama bu ara gerçekten bunaldım...Neyse yine boş verelim :)

      Sil
  2. Konu başlığına bakınca ah ha Sawako yine bizi güldürecek diye düşündüm. Ama yazıyı sonuna kadar okudum ve bir nebze neler hissettiğini anlayabiliyorum. Bu durumu ne kötü enerji nede yaptığımız kötülüklerin cezası diye adlandırabiliyorum.
    Ama şuna bende katılıyorum elbet bir gün yaptığın iyiliklerin mükafatını alacaksındır. En küçük öğrneğinden buradaki kaç kişiye yardımın dokundu, kaç kişiye destek olmuşsundur ki gerçek hayatta bundan kat be kat daha iyi ve daha yardımsever birisi olduğuna hiç şüphem yok. İçindeki o sesin saflığını, duruluğu en kısa zamanda bulursun inşallah. Rabbim gönlüne göre versin. O güzel dileklerin hayal çıkıp bir an önce gerçekleşsin inşallah . . .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnş. canım...Teşekkürler iyi dileklerin için..

      Sil
  3. teşhisi koyuyorum depresyona girmişsin sen.
    bu konuda dindar arkadaşın söyleyeceği şeylerden fazlasını söyleyemem.

    aslında neyin ne olduğunu, nasıl tepki vermen gerektiğinin farkındasın.
    seni mutlu olan şeyleri yapman, kendi kendini teskin etmen lazım.
    muhtemelen akıl almak için yazmaıdn bunları ama işte ben de çok var vermeden duramıyorum :D
    hayatın tadını çıkar, suçu kendinde arama ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Depresyona girdiğimi kesinlikle kabul etmiyorum, hep havaların suçu bunlar :))

      Sil
  4. Ah, ahh! Aslında saçı kestirdikten sonra çıkmıyor o kızlar karşımıza, bizim gözümüze o zaman daha çok batıyorlar. Ben de kestirdim saçımı. 2 ay yas tuttum desem yeridir! Herkes bana 'kökü sende, uzar' dedi, aynen senin dediğin gibi.
    Bazen olur öyle ya! İnsanlık hali. Bazen mutlu bazen değil... Mutlu yazdığın yazıları bekliyoruz ama.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuaförlere savaş açacağım böyle giderse, zaten 2 tutam saçım var onu da alıyorlar benden!Umarım canım, o gün biraz bunalmıştım da :)

      Sil
  5. ablacım dönem dönem herkes böyle sıkıntılara giriyor ben de yaşadım aynısını kendi kendime söylenip duruyordum dışarıdan gören biri ne kadar çok arkadaşı var der ama onlar geçek arkadaşlarım mı? bu tarz insanı depresyona sokan bir yığın düşünce :( ruhum çekilmiş gibi dolaşıyordum ortalıkta :) sonra yavaş yavaş bu düşüncelerin yeri değişiyor hayatında tamamen aklından çıkmıyorlar ama daha az önemsemeye başlıyorsun zamanla bu arada iç sesiyle kavga eden tek kişi olmadığımı bilmek güzel :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yeterince iyi arkadaşım var, ben sadece kendime kızıyorum;samimi görmediğim insanlara bu kadar tahammül etmeme, kendimi yormama...

      Sil
    2. o zaman seni yoran insanlarla muhatabı kesiceksin ablacım başka yolu yok konuşmazsam ne düşünürler diye de düşünmiyceksin kim ne düşünürse düşünsün başkalarının düşüncesi senden daha önemli değil hiç bir zaman da olmamalı

      Sil
    3. Kesinlikle!Duygu sömürüsü yaptıkları için acıyorum genellikle ama yok.. Ruh halim daha fazla kaldıramayacak o tür insanları :)

      Sil
  6. Sevgili sawako bloğunu yeni keşfettim ama resmen bağımlısı oldum:)) bu yazını okudugumda bende yorum yapmalıyım dedim.aynı dertten bende de var ne kadar az insan o kadar az baş ağrısı cidden:) insanlar işlerine geldiği surece varlar çünkü.hic sevmedigim hatta nefret ettiğim insanların mutlu olusu da ayri bi dert bi insanin hic mi derdi olmaz.benim hic derdim tasam olmasın oturup yine kendime dert edecek bisey illa buluyorum sorun bende galiba:) mutlu olmak çok basit aslında beklentiyi sıfıra indir umursama gül ve geç. de öyle olmuyo iste neyse çok uzattim biliyorum:)) kısaca boşver ya edebiyat öğretmenimin çok güzel bir lafı vardır söylemeden geçemicem bu dünyada mutlu olan insan varsa ya gerizekalıdır ya da delidir:)) tmm merak etme bitiriyorum.yanında mutlu olduğun kendini rahat hissettigin insanlarla ol gereksiz insanlar için de kendini üzme çayı da şekerli iç:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bela mıknatısı gibiyim, her türlü derdi tasayı çekiyorum :)) Teşekkürler yorumun için...

      Sil
  7. bu yazınız tamamiyle beni anlatmış gibi ellerinize sağlık :D özellikle bi kaç satırı sanki kendi iç sesim yazmış sandım iki kere okudum :) bende havalardan mı yoksa depresyondan mı yoksa şükürsüzlükten mi karar veremedim ama gerçekten ruhum çekilmiş gibi :(
    duygularıma tercüman olduğunuz için teşekkürler ;) ve insanın yalnız olduğunu bilmemesi en azından aynı dertlerden muzdarip birileri olduğunu görmesi biraz olsun rahatlatıcı :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle depresyonu kabul etmiyoruz!Havalardan havalardan... :)

      Sil
  8. Ben sana demiştim korku filmlerini fazla abartma diye :P Ben hiç izlemiyorum kafam rahat :D Bence güzel eğlenceli bir dizi veya film izle kendine gelirsin :D Biraz değişim ve gülümsemek gerekiyor sana :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok cool davrandım galiba...Artık huzursuz oluyorum, bir süre inli cinli şeyler izlemem :))

      Sil
  9. Canım Rapunzel ve pamuk presence ilgili sorular ben de de var. Yemek hariç beni anlatmissin sanki. Yemek Geceleri ben de Osmanlı kahvesinin düştüm . Onu içiyorum. İçinde sales kakao Türk Kahvesi keçi boynuz u var ve ne latte ne başka bir şey onu içtik sonra hiçbir kahve güzel gelmeme başladı. Bir de tok tutuyor. Son zamanlarda gece onu içiyorum. Salçalı omlet de fena değil 😆

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk kahvesini içmeye bayılırım ama keçi boynuzunu pek sevmem :) Bulabilirsem denemeyi isterim :)

      Sil
  10. Merhabalar,blogğunuzu yeni keşfettim.Bu aralar bende sizin gibi hayatı sorgular,oldum.Eski sevgi lim sağolsun.Beni allah bullah etti.Hayatı sorrgulamayı bırak.Karşı cindekarşı güven problemi yarattı,bende.Bu aralar evde sersem gibi geziyorum.Elimde telefon gün boyu müzik dinliyorum.Müzik beni farklı bir dünyaya götürüyor.Tabi her müziğin ayrı bir dünyası var.Benimde hayatımda işi düşünce arıyan insanlar var fakat bu insanlar işi düşüp arayınca bakarız yada belki gibi sözlerele geçiştiriyorum.Blog hayatında size başarılar diliyorum.Sizi takibe aldım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz beylik bir laf olabilir ama benim bir hayat görüşüm var; vaktini çalan insanları hayatından çıkaracaksın, kendini üzmek sadece zaman kaybettirir sana...Evet üzüleceksin, normal ama gez, dolaş, eğlen..Zamanı geri almak mümlün olmuyor..Onun düşünde teşekkür ederim :)

      Sil
  11. Sevgili Sawako; Yazının içinde kendime dair çok şey buldum o yüzden girizgahı bir sevgi sözcüğüyle yapmamı umarım yadırgamazsın. gerçekten şu iç ses olayı tamamen doğru.. zaten kişisel gelişim kitaplarında yer verilen önemli konulardan biridir içsesini eğitmek. bu birazda kullandığımız kelimeleri değiştirip daha olumlu formlara dönüştürmekle alakalı. bunu yapmak tabi ki de söylemesinden çok daha zor. Acımasızlık hakkında özel ders almakta süper fikir lazım gerçekten çünkü bazen birine acırken kendimize çok daha büyük acımasızlıklar yapıyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında ben pollyanna gibi bir şeydim fakat son zamanlarda birçok aksilik üst üste geldi ve beni beni yordu.Olumlu düşünemiyorum ve o korkunç iç ses de her zaman, her şeyden beni sorumlu tutuyor.Hal böyle olunca iki kat kötüleşiyor her şey ama yine de hakkımızda hayırlısı olsun :) Ve söylediğin son cümleye kesinlikle katılıyorum :)

      Sil

Yorumlarınız için teşekkür ederim! :)
Fikrinizi belirtmekten çekinmeyin..
Unutmayın!Sadece link ve hakaret içerikli yorumları yayınlamıyorum!