Çarşamba, Haziran 29, 2016

I Wanna Be Sup'tar / 2015



Asıl erkek karakterimiz Win Pakorn, adı 5 yıl önce gay dedikodularına karıştığı için Tayland'dan ayrılmış ve elini eteğini eğlence sektöründen çekmiş bir süper stardır.Aslında gay falan değildir, yıllar önce menajeri Wanwan'a sektörden ayrılmak istediğini söylediğinde Wanwan onun için bu kumpası düzenlemiştir.Hem adının lekelenmesi hem de sevdiği kadın May'i bir başka erkekle görmesi Tayland'dan ayrılmasında etkili olmuştur.


Asıl kızımız WanNueng'ın en büyük hayali eğlence sektörüne atılıp süper star olmaktır.Fakat aldığı roller koltuk altı dublörlüğünden öteye gidemez.Zaten oyunculuğu berbattır.Ailesi de bunu biliyor olacak ki Tayland'da yer alan evlerini satıp İngiltere'ye gitmeye karar verirler.Fakat asıl kızımız direnir, ailesiyle birlikte gitmez, onlar da asıl kızımıza olan bütün yardımları keserler.


Asıl erkek karakterimiz Win Pakorn, 5 yılın ardından Tayland'a geri dönmeye karar verir, tabi bu kararında May'in boşanacağı haberini duymasının etkisi de vardır.Eğlence sektörüne dönmeyip, kendine yeni aldığı evinde sessizce yaşamayı düşünmektedir.Sadece düşünmektedir, planları gerçekleşemez çünkü aldığı ev asıl kızımız WanNueng'ın evidir.

Asıl kızımız WanNueng, kalacak yeri olmadığı için gizlice eve girip odasında kalmaktadır.Asıl erkek karakterimiz ise fazlasıyla korkak olduğu için evde çıkan takırtıların bir hayalete ait olduğunu düşünür hatta evi kutsatır.Tabi bir süre sonra asıl kızımızın evde kaldığı ortaya çıkar. Asıl erkek karakterimiz Win Pakorn, her ne kadar asıl kızımızla aynı evde kalmak istemese de karşılıklı çıkarlar nedeniyle bir arada kalacaklardır.Asıl kızımız, Win'in gay olduğunu düşünürken hayat onları birbirine aşık olmaya sürükleyecektir.


Win'in eğlence sektörüne dönmesiyle gazetecilerin birlikte kaldıklarını öğrenmeleri bir de üzerine menajer Wanwan'ın intikam planlarıyla, eski sevgilileri ve aşıkları saymıyorum bile, işler karma karışık hale gelecektir.


Aranan kan bulundu gençler! Zamanında Tayland dizilerini sevmeyen ben, bu sıralar Tayland yapımlarına sardım :) Dizi romantik komedi türünde harika bir yapım, toplam 26 bölümden oluşmakta.Konu bakımında bana Full House ve Personal taste hatırlatsa da farklı bir tadı vardı, hiç bitmesin istedim ama bitti.Asıl erkek karakterimizi çok sevdim, asıl kızımızın bir tek taranmamış saçlarını bir de arada bir acıtasyon yapmasını sevmedim, biliyorsunuz ben asıl kızların dik duruşlularını severim.Onun dışında ikinci kadın profili tam bir sinsirellaydı, hani hemen meleğe bağladılar ama her zamanki gibi bana yaranamadı.İkinci erkek rolünü tutmadım bu sefer, şeker çocuktu, gözlükleri fazla feminendi :)) En çok sevdiğim sahne de asıl kızımızın bol bol anahtarlı sahnesiydi, o kadar anahtarı neden çoğaltmışlar ki diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım :) Ben izlerken çok eğlendim, kesinlikle izlemelisiniz! 


0 Devamını Oku »

Salı, Haziran 28, 2016

Elma'nın suçu ne?

0


Kırmızı elmayı severim, tatlıdır çünkü ekşi şeyler pek benim tarzım değildir. Sarı elma da tatlı olmasına karşın kırmızı elmadaki tadı tutturamaz. Ama yeşil elmayı görür görmez ekşi elma diyebilirim.

Genel olarak bütün kırmızı elmaların aynı tatta olduğunu düşünürüz. Her biri tatlıdır işte! Ama aynı zamanda her birinin tadı birbirinden farklıdır. Hani Amasya elmasıyla sıradan kırmızı elma arasında uçurum vardır. İkisi de kırmızıdır ama belki de yamuk yumuk Amasya elması muntazam kırmızı sıradan bir elmadan kat ve kat üstündür. Dışarıdan bakarak hangisinin daha lezzetli olduğunu bilemezsin, bir parça tadına bakman gerekir.Tabi sarı elma ile yeşil elma arasındaki farkı bulmak çocuk oyuncağıdır. Ekşi seviyorsan kaparsın yeşili! 

Elmalar arasındaki farkı bulabilmek için yaşanmışlık, deneyim gerekir. Tabi bir de gözünü kör eden egodan kurtulman! Hani kendini sıradan bir elma olarak ifade edip aslında muntazam bir Amasya elması olduğunu düşünüyorsun ya, bence durum hiç de sandığın gibi değil! Bana göre sen içi saman dışı mumla  kaplanmış tam kızarmamış elmasın!

Dış görünüş önemli değildi, sadece ilk görüşte önemliydi değil mi? Ne kadar kolay bunu böylece söylemek ... Peki ya hayat felsefene uygulamak? Sormazlar mı sana "O zaman neden hiç lezzetini bilmediğin kırmızı elma için totonu yırtıyorsun?"diye. Belki o da içi saman, dışı mumla kaplı! 

Ucuzsun saman içerikli tam kızarmamış elma! Aynı zamanda iki yüzlüsün de! Evet haklıydın, o güzel görünüşlü kırmızı elma içerik olarak da iyiydi, ancak içini yansıtamadıkça buruşup toprağa karışacağını da bilirdi. 

Sen olmamışsın saman içerikli tam kızarmamış elma, eğer ki her topalın bir kör alıcısı varsa bu kapı sana kapalı, başka alıcıya...



Devamını Oku »

Pazartesi, Haziran 27, 2016

Kiss Me thai / 2015

16


Taliw ve Tenten, arkadaş iki farklı çiftin çocuklarıdır, aynı gün doğmuşlar ve 6 yaşına kadar beraber büyümüşlerdir.Taliw'in annesi doğumdan bir süre sonra ölünce Taliw'e Tenten'in annesi annelik yapmıştır.Annesi pembe rengini çok sevmesi ve işlerini kolaylaştırmak istemesi nedeniyle Tenten ile Taliw'i aynı şekilde giydirir.Bu yüzdendir ki Taliw, Tenten'i kız sanmaktadır.Fakat bir gün Tenten Taliw'e erkek olduğunu farklı bir biçimde söyler.Taliw artık Tenten ile oynamak istemez.Tenten kızıp Taliw'i ittiğinde ise Taliw o günlere ait anılarını unutur ve aptallaşır.Zaten Tenten ve ailesi de çok geçmeden Japonya'ya taşınırlar.


Aradan yıllar geçer, Taliw artık liseli genç bir kızdır ama aptallığından hiçbir şey kaybetmemiştir.Okulun bahçesinde şans eseri gördüğü genç bir çocuğa aşık olur.Adını bile bilmediği, belki de bir daha göremeyeceği bu çocuk için her gün aşk mektubu yazar.Şans odur ki okul açıldığında Tenten, okula yeni transfer olan öğrencidir, dahi olmasına rağmen okulun en düşük sınıfında yer almak ister.Sınıfta tanışma esnasında Taliw'in kim olduğunu hatırlayınca 6 yaşından kalma öfkesi yeniden alevlenir.Buna bir de Tenten'i ilk konuşturan kişiye bir yıllık yemek ısmarlanacağı iddiasını Taliw kazanınca daha doğrusu Tenten iddia konusu olduğunu öğrenince Taliw'e olan öfkesi katlanır.Bizim yarım akıllı asıl kızımız Taliw de bu kadar olay üzerine Tenten'e verdiği aşk mektuplarını okulun panosunda görmesi kaçınılmaz olur.




Okula rezil olmasına rağmen arkadaşları Taliw'in yanında olurlar.Fakat talihsizler Taliw'in yakasını bırakmaz, babasının bir anlık dikkatsizliğinden evleri büyük bir patlamayla yanar.Bir süre komşularında kalırlar, sonrasında ise babasının eski arkadaşının evine davet edilirler.Taliw eve gittiğinde büyük bir şok yaşar,gittiği ev Tenten'in yaşadığı evdir.Tenten, Taliw'e olan ömürlük öfkesinin baskın olduğunu düşünse de Taliw ve babasının onların evine taşınmasıyla Taliw'e olan sevgisinin aslında daha baskın olduğunu öğrenecektir.


Diziye tek kelimeyle bayıldım! Bir takipçimin ısrarla izle demesine rağmen inatla izlememiştim, buradan ondan özür diliyorum :) Ama ben nereden bilebilirdim ki senaryoyu böyle farklılaştırıp güzelleştireceklerini! :)


Bu versiyon diğer versiyonları resmen gölgesinde bırakmış, ruhsuz erkek asıl karakter yerine ruhu olan ama belli edemeyen erkek karakter uygulamaları harika olmuş, resmen çocuk acı çekerken onun hissettiği acıyı hissettim, çok güldüm zaman zaman da kızdım.Asıl kızımız da diğer versiyonlardaki gibi salaktı ama resti çekmeyi az da olsa gurur yapmayı bildi, gözüme girdi :) Ben bu versiyona bayıldım, hani Playful Kiss tarzında dizi arayanlar var ya bu diziyi kesinlikle izlemeliler, sadece birkaç ana fikir aynı gerisi tamamen farklı. Dizi ilk sezon olarak 20 bölüm yapılmış, 2. sezon da gelecekmiş :) Ben sevdim, tavsiyemdir, romantik komedi sevenler kaçırmasın ;)


Daha önce Kore versiyonu Playful Kiss Japon versiyonu Itazura na Kiss Love in Tokyo çekilmiştir.Dizilere isimlerinin üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Son olarak söylemeden geçemeyeceğim asıl erkek karakterimizin sarı saçlarını bir türlü beğenemedim, nihayetinde son bölümde siyah yaptılar.Büyük ihtimal bu sarı şey, peruktu ve hiç hoş değildi :) Peki siz bu diziyi izlediniz mi, izlediyseniz en çok hangi versiyonu beğendiniz?



Devamını Oku »

Cumartesi, Haziran 25, 2016

Kore Yemeği; Bibimbap Tarifi

14



Durdum, durdum! Ramazanda bibimbap yapacağım diye tutturdum çünkü takıntılı olmak bunu gerektirir.Söylenenlere göre insanın canı, tadını bilmediği bir şeyi çekmezmiş ama ben inatla iftar yemeğinde masada bibimbap görmek istedim ve sonunda yaptım! :))


Öncelikle benim kullandığım malzemelerden bahsedeyim;

1 küçük patlıcan
1 küçük kabak
Birkaç yaprak ıspanak
1 havuç
1 yumurta
Yarım su bardağı pirinç
Soya sosu
Susam
Pul biber
Sıvı yağ


Yapılışı

Yarım bardak pirinci 1 su bardağı su ile pişirdim.Bu işlemde yağ kullanmadım ama azıcık tuz ekledim.

Tarifte kullandığım sebzeleri, uzun ve ince bir biçimde kestim ve her birini ayrı ayrı az bir yağla kavurdum.Dikkat kızartmıyoruz kavuruyoruz.

Küçük bir tavada bir yumurtayı sarısı pişmeyecek şekilde pişirdim.


Daha sonra tabağımın içerisine önce pilavı daha sonra kavrulmuş sebzeleri en üste de yumurtayı koyup susam ve pul biberi ekledim, tabi bir de soya sosunu :) En sonunda da hepsini karıştırdım.


Tadı oldukça lezzetliydi, bizim niye bu tür şeyler aklımıza gelmedi ki diye düşünürken annem atıldı "Sebzeli pilavın üzerine yumurta koymuşlar" diye :)) Annemin bakış açısı yüzünden dünya mutfağından soğuyabilirim.

Ben yaptım siz yapmayın!Aç karnına kafam çalışmamış olacak ki malzemeleri bol bol koymuşum.Normalde tek başına birkaç kaşık pilav yiyebilen bir ben için yarım bardak pilav çok fazlaydı.Onun yerine 3 kaşık pirinç üzerine bir parmak fazla gelecek kadar su konulabilir.Sebze miktarları ise azaltılmalı; yarımşar olmalı her biri :)



 Benim yaptığım resmen iki kişinin yiyebileceği kıvamdaydı.Tabi ben kalanını yarın yerim deyip dolaba koydum, bir sonraki gün pirinç tanelerinin morardığını gördüm.İki ihtimal var; ya yemek çok kolay bozuluyor çünkü buzdolabımız oldukça kalitelidir ya da patlıcanlar rengini pirinç tanelerine verdi.Ben ürkerek kalanı çöpe attım orası ayrı :)  

Bir sonraki hedefim pirinç lapası çorbası pişirmek bakalım onu hangi ara yapacağım :)

Not 1: Başka sebzeler de kullanabilirsiniz, önemli olan rengarenk gözükmesi
Not 2: Ben yeterince ince doğramamışım kavurmak zor oldu ama havuçları rendelerseniz işiniz daha kolay olur.
Not 3: Koreliler farklı soslar da kullanıyor bu tarif için biz de o soslar kullanılmadığından ben de kullanmadım.Zaten tarif bu şekilde bile lezzetli ama ağır, muhtemelen farklı soslarla daha ağır olacaktır :)
Devamını Oku »

Cuma, Haziran 24, 2016

Roy Lae Sanae Luang / 2013

16


Nuch, babasından kalan zenginliği yaşayan üç kardeşten biridir; bir ablası bir de abisi vardır.Yurt dışına eğitim görmek için gitmiş, geldiğinde ise büyük bir şok yaşamıştır.Nuch, her şeyden habersiz yurtdışında okurken aslında şirketleri iflas etmiştir.Bu yüzden hava alanından borçlu oldukları kişilerce kaçırılmış şans eseri karşına çıkan Krao sayesinde bu kaçırılmadan kurtulmuştur.

Aslında Nuch ve Krao birbirlerinin ezeli düşmanlarıdır.İlk başta bundan ikisinin de haberi yoktur.Nuch ve kardeşlerinin iflas etmediklerini, iyi durumda olduklarını duyurmak için geldiği partide Krao, düşmanının farkına varır.Nuch'ın babası Krao'nun annesine tecavüz edip intihar etmesini sağlamış, Krao'nun babası ise hemen ardından kalp krizi geçirerek ölmüştür.




Nuch ve kardeşlerinin verdiği partiye borçluları gelip abisini öldürmek isterler, durumu Krao kurtarır.Krao, ailenin kendisine güvenmesini sağlayıp onları alaşağı edecektir.Nuch bir süre sonra onun yaptıklarını fark etse de kimseye kendini inandıramayacak, Krao'nun ona aşık olmasıyla işler daha karışık bir hal alacaktır.



Dizi 2013 yılında çekilmesine rağmen yeni çevrilmeye başlanmış, oldukça da seveni varmış.Krao, bildiğiniz Behlül!Sarışın ve yakışıklı değil ama intikam alacağı ailenin bütün kadınlarını kandırıp kendine aşık etmeye kararlı :) Tabi aşık edeyim derken Nuch'a aşık oluyor, kıskançlık krizlerine giriyor, kızı kendinden uzaklaştırıyor orası ayrı.Dizi bir aşkı memnu bir dallas bir yalan rüzgarı kıvamında hani tvde yayınlansa annelerimiz başından kalkmaz :)) Her bölümde yaklaşık bir buçuk saat sürmekte.Diziyi beğendin mi derseniz, aşkı memnuyu severim ama dallas hiç bana göre değil! Adam sapık, kadınlar salak! Feminist ruhum ortaya çıkıyor ama bir yandan da acaba ne olacak diyorum, bilemiyorum  :)

Söylemeden geçemeyeceğim; Nuck'ın kardeşlerine sinir oldum, iki günlük tanıdıkları adama kardeşlerini sattılar resmen, paranın gücü işte!

Devamını Oku »

Perşembe, Haziran 23, 2016

Moorim School / 2016

8


Moorim School, özel bir okuldur.Özel okul derken sakın yüksek ücretler alan Ceo çocuklarının okuduğu bir okulu düşünmeyin.Moorim School, tamamen ücretsizdir, bünyesine alacağı öğrencileri kendisi seçer.Dışarıdan kimse okulu ziyaret edemez çünkü okul özel bir kalkanla ormanın içinde saklanmaktadır, kalkanı devre dışı bırakanlar sadece öğrenciler ve öğretmenlerdir.



Yoon Shi Woo, ünlü bir idoldur, fazlasıyla da kaprislidir.Bu yüzden gurup arkadaşlarına ve bağlı olduğu şirkete kök söktürür.Müzikle uğraşmasına rağmen kulağında ara sıra yaşanan duyma kayıpları onun sahnede sorun yaşamasına neden olur.Tam ışıklandırmalar üzerine düşecekken onu Hwang Sun Ah kurtarır. Hwang Sun Ah, Moorim School'un başkanının kızıdır ve Shi Woo'ya sorunu için okula gelmesini söyler.Shi Woo, ilk başlarda umursamasa bile çalıştığı şirketin onu karalama çabaları yüzünden Moorim School'a gitmeye karar verir.



Wang Chi Ang, zengin bir ailenin şımarık çocuğudur.Her gittiği okuldan atılmıştır, zaten okumaya pek niyeti olduğu da söylenemez.Annesi, babasının metresi olduğu için küçük yaşta annesinden ayrı büyümüştür.Babası son çare olarak Moorim School'a gitmesini ve buradan mezun olmasını ister, işte o zaman annesini de yanına alıp Çin'e gidebilecektir.Fakat Wang Chi Ang, gidiş yolunda uslu durmayarak korumalardan kaçar, korumaları suya atlamakla korkuturken suya düşer.Wang Chi Ang, yüzme bilmiyordur onu Moorim School'da okuyan Sim Soon Duk kurtarır.Bizim kendini beğenmiş asilzademiz Sim Soon Duk'a ilk görüşte aşık olur ve okula gitmeye karar verir.



Dizi genel olarak bu dört gencin, arkadaşlıkları, kırgınlıkları, aşkları ve Moorim School'u kurtarma çabaları üzerinde yoğunlaşıyor.Fanstastik zaman zamanda romantik komedi tadında bir dizi.Ben izlerken eğlendim ta ki 9.bölüme kadar ondan sonra nedense sıkıldım, daha doğrusu merak unsuru benim için ortadan kalkmıştı.Neyin ne olduğunu az çok tahmin edebiliyordum.9. bölümü izlemeyip son bölüme atladım ve dizinin % 70 ini tahmin ettiğimi öğrendim :) Fantastik sevmeyen ben için yeterince izledim, tek sevmediğim nokta Sim Soon Duk'un özellikle kabalaştırılmış gibi duran sesiydi, beni çok rahatsız etti.Fantastik severlere tavsiyemdir :)

Son olarak bu ikisinin didişmelerine bayıldım! :))





Devamını Oku »

Çarşamba, Haziran 22, 2016

High Society Vs Yüksek Sosyete Uyarlaması

8



Öncelikle Kore versiyonundan bahsedeyim;

Jang Yoon Ha,  zengin bir aileye sahiptir ama ailesi tarafından sürekli dışlanır.Annesi diğer çocuklarına sevgiyle yaklaşırken Jang Yoon Ha'yı sürekli aşağılar, tokat atar ve evlenip gitmesi için elinden geleni yapar.Ondan o kadar nefret ediyordur ki kendi çocuğu olmasına rağmen şirketten pay almasını dahi istemez.

Jang Yoon Ha, yaşadığı zorluklara rağmen dik durmaya çalışır.Annesinin her ayarladığı randevuyu isteyerek batırır çünkü o, zengin ve varlıklı biri ile değil aşık olduğu adamla evlenmek istemektedir.Annesinin her dilediğini yapsa da evlilik konusunda hep sorun çıkartır.Tabi bunu aleni bir şekilde yapmaz, efendice süslenip hazırlanır evinden çıkar, sonra bulduğu ilk uygun yerde kıyafetlerini değiştirip itici konuma düşmeye çalışır.Son randevusunda da bunu yapmıştır fakat bu kez karşısına çıkan Yoo Chang Soo numarasını fark eder ve kendini aşağılanmış hisseder.İntikam almak için annesine asıl kızımızın sorunlu biri olduğunu ve sevgilisinin olduğunu söyler.


Jang Yoon Ha'nın  zaten berbat ilerleyen annesiyle ilişkisi son randevusundan sonra daha kötü bir hal almıştır.Annesi onun ne düşündüğünü umursamadan art arda ona tokat atmıştır.Annesine göre bütün talihsizliklerinin hatta kocasının evle olan bağlantısının kesilmesinin sebebi Jang Yoon Ha'dır.Onun doğumuyla her şey kötü bir hal almış ve o evden gitmedikçe de düzelmeyecektir.



Jang Yoon Ha, ailesinden gizli bir organik markette çalışır.Böylece hem kimse kim olduğunu bilmeyecek hem de gerçek aşkı bulacağını düşünmektedir.Fakat gerçek aşkı onun kim olduğunu çok iyi bilen, son görücü randevuda tanıştığı kişinin en yakın arkadaşı Choi Joon Ki'den başkası değildir.

Diziyi beğendim mi?Açık konuşayım bu dizinin bu kadar büyütülecek neyi var anlayamadım, ben sevemedim hatta bir bölüm izleyip hemen son bölümüne atladım.Bu tarz diziler beni geriyor; bir annenin bütün talihsizliklerini kendi çocuğuna yükleyip böyle acımasızca davranması benim anlayabileceğim bir şey değil, o kıza rol gereği de olsa art arda tokat atması benim içimi acıttı.Bir de bu talihsizlikleri bir kahinin sözü üzerine kızına yüklüyor, ondan nefret ediyor. O kadar dizi varken neden bu dizinin Türk versiyonu çevrilmek istendi anlayamıyorum.

Türk versiyonu ile karşılaştıracak olursam;

Ben UEE yi tip olarak beğenmem çok suratsız bir kız, kusura bakmayın.Bizdeki Hazar, açık ara farkla böyle bir role daha uygun daha masum daha sevilesi bir tarafı var, her ne kadar aklımda şu capsle kalsa da :)) 



Türk versiyonunda tek beyazı giyen asıl kızımız iken Kore versiyonunda iki kardeş de beyaz giyiyordu hatta bunun kıskançlığı oluyordu.



Asıl erkek karakter olarak ben Kore versiyonunu seçerim.Bizdeki Engin benim gözümde hala Fatma Gül'ün suçu ne? dizisindeki gibi.Bir türlü onun o kötü imajını silemiyorum, yoksa adamın oyunculuğu oldukça iyi :)



Yan karakterler için söyleyebileceğim pek bir şey yok.Yalnız Jang Yoon Ha'nın çok sempatik olduğu bir gerçek :)

Senaryoda değişikliğe gidilmiş, bu zaten kültür sebepleriyle beklenen bir şeydi ama değişiklik yapılmasa bile olabileceği sahneler değiştirilince, özellikle de bu ilk bölümde yapılınca bana senaryonun tamamen değiştirileceği hissini verdi.En iyisi ilk bölümü yazarak karşılaştırayım.Şöyle ki;

Kore versiyonunda asıl kızımız en başından beri, organik markette çalışıyor.Türk versiyonundaki asıl kızımız ise sürekli karşısına çıkan afişler sonucu markete iş başvurusunda bulunup orada çalışmaya başlıyor.



Kore versiyonunda asıl kızımız, son gerçekleştirdiği görüşmeye gidiyor ve Yoo Chang Soo ile karşı karşıya gelip bir nevi tartışma yaşıyorlar.Türk versiyonunda ise randevuya gidecek zengin çocuğumuz yerine en yakın arkadaşı Engin, dizideki adıyla Kerem, gidiyor.Asıl kızımız Kerem'in züppe olduğunu düşünüp buluşmaya hiç gitmeden onu ekiyor.

Yani Kore versiyonunda asıl kızımız son randevuda gerçek zengin olan Yoo Chang Soo ile buluşurken Türk versiyonun da asıl kızımız Kerem'i buluşacağı zengin kişi zannediyor.Buradan sonra da senaryoya pek bağlı kalınacağına inanmıyorum :) 

Hangisi daha iyi derseniz, bana Türk versiyonu daha sıcak geldi.Dizinin sıkı takipçisi olmam ama denk geldikçe izlerim :)

Devamını Oku »

Guilt / 2016

6


Grace ve Molly aynı evde yaşayan çok yakın arkadaştırlar.Evde parti verdikleri bir gece Molly vahşi bir şekilde öldürülür.Cesedi sabah olduğunda Grace, erkek arkadaşı Luc ve diğer siyahi ev arkadaşı beraber bulurlar.

Cinayetin olduğu gece üçüncü ev arkadaşları evde değildir.Grace ve erkek arkadaşı ise çatıda beraberdirler.Yalnız bir sorun vardır, Grace'in Molly'nin kanına basmış ve çatıya doğru ilerleyen ayak izleri.Polisler doğal olarak Grace ve erkek arkadaşı Luc üzerinde yoğunlaşırlar.Luc'un Grace'den gizli Molly ile ilişkisi vardır.


Grace o geceye dair pek bir şey hatırlamaz, çünkü alkol ve uyuşturucu almıştır.Yardım için savcı olan ablasını arar.Yalnız bir aptallık yaparak Luc ile Paris'e kaçmaya çalışacak bu da şüpheleri daha çok üstüne çekecektir.Fakat Molly'nin sırları hakkında kimsenin bir bildiği yoktur.Molly öldürüldüğünde hamiledir.Grace'in üvey babasının atkısının Molly'de ne işi vardır? Peki Molly takıntısı olan ve onu sürekli takip eden genç adam kimdir?


Taptaze bir Amerikan dizisi :) Benim gibi merak unsurunu sevenler için kesinlikle tavsiye ederim.Daha ilk bölümden dört suçlumuz var, aralarındaki ilişki boyutları ise muamma :) Tarz olarak sevdiğim dizi Pretty Little Liars ı hatırlattı onda da acaba kim Alison'a zarar vermek istiyor diye senecelerce düşünmüştük, hala da düşünüyoruz :))
Devamını Oku »

Salı, Haziran 21, 2016

Doctors / 2016

16


Hye Jung, sürekli başına iş açan aynı zamanda harika kavga eden sorunlu bir genç kızdır.Gittiği her okuldan atılmış, zaten karşısına da idealist bir öğretmen çıkmamıştır.Aile derseniz o da sorunludur, babası Hye Jung’u fazlalık olarak görür, Hye Jung’un üvey annesini de sevdiği söylenemez.


Hye Jung, son okulundan da atılması üzerine babası tarafından büyük annesinin evine terk edilir, bir daha onu aramamasını da istemeyi ihmal etmemiştir babası.Sürekli itilip kakılan, terk edilen Hye Jung babası tarafından da terk edilmiştir.Tam hayatında her şeyin sarpa sardığını düşünürken büyük annesi onun yanında olur.Artık hayatında ona değer veren biri vardır.Büyük annesinin isteğiyle okula devam etmeye karar verir.


Okuldaki öğretmeni başarılı doktor olmasına rağmen işini bırakıp lise öğretmenliği yapmaktadır.O öğretmen Hye Jung’u etkileyecek olacak ki Hye Jung’un ileride başarılı bir doktor olacaktır.


Her yaz bir doktor dizisi :) Fenalık gelmedi mi size de? Dizinin ilk bölümünü güzel buldum ama doktor konulu diziler sıkıyor beni, her bölümde kanlı sahneler görmek de rahatsız ediyor, beni kan tutuyor bir kere!Onun dışında Park Shin Hye'nin o olduğu söylenmezse imkanı yok onu tanıyamazdım, ne yapmış kendine öyle?! Her ne kadar sevmesem de güzelim suratı bir tuhaf olmuş.Zayıflamış desem, zaten zayıf kızdı.Sanırım yüzüne estetik yaptırmış ama olmamış, ben eski halini daha çok beğeniyordum.Dizinin sonunda da öğretmenine aşık olacağa benziyor.Diziyi izlemeye devam eder miyim bilmiyorum, ilk bölüm güzel olsa da tür olarak bana hitap etmedi.Yalnız bu dizi tutar, doktor temalı dizileri seviyorsanız izleyin güzel olacağa benziyor :)

Devamını Oku »

School Beauty's Personal Bodyguard / 2016

6


Bu aralar canım fazlasıyla sıkılıyor, ne kitaplar tam anlamıyla sarıyor ne de film ve diziler...Saran dizilerin yeni bölümlerini beklerken ömrüm çürüyor resmen :) Mızmız Sawako geri geldi anlayacağınız :)

Absürt komedi dizilerini seviyorum, zaman geçirmek için oldukça iyi oluyorlar.Bu konuda en başarılı bulduğum yapım Japon yapımı olan Switch Girl, eğer izlemediyseniz şuraya tıklayın ve konusunu öğrenip çabucak izleyin :)

School Beauty's Personal Bodyguard da benim sevdiğim absürt komedi dizilerinden ve Tayvan yapımı.Dizi henüz tamamlanmadı hala güncel dizilerden anlayacağınız.Bu tür komedi dizilerini sevenler için konusundan bahsedeyim ;


Lin Yi, Çin savunma sanatında oldukça başarılı bir ustadır.İşinde usta olduğu kadar kişiliğinde sapık denecek kadar tuhaf düşüncelere sahiptir.Milyarder bir iş adamının kızı Meng Yao'yu korumak için bir işe girer.

Meng Yao, oldukça güzel bir kızdır ve üniversitesindeki birçok erkek ona hayrandır.Meng Yao, en yakın kız arkadaşıyla aynı evde yaşar.Hobileri arasında ise korumaları türlü işkencelerle korkutup kaçırmak vardır.Zaten Lin Yi de onun 101. korumasıdır.Fakat Lin Yi, çetin ceviz çıkmıştır, Meng Yao da zamanla ondan hoşlanmaya başlar. 


Dizinin genel olarak bölümleri  30 dk civarlarında, rahatsız olacaklar için uyarayım; espriler biraz hatta baya bel altı kaçmakta.Onun dışında zaman geçirmek için çerezlik bir dizi :) 



Devamını Oku »

Pazartesi, Haziran 20, 2016

Bayan olmak zor zanaat #2 - İstenmeyen kol tüyleri sorunsalı

22


Bir evin bir kızıyım bir de erkek kardeşim var biliyorsunuz. Neyse onu boş verin; konu benim! 

Cimri annem, sevilesi genlerini benden sakınmış olacak ki ne mavi gözlüyüm ne de kollarım pürüzsüz.Annemde istenmeyen tüylere dair hiçbir şey yok, kolu bacağı pürüzsüz kelimesinin sözlükteki karşılığı.Peki ben öyle miyim ?! 

Bakın size şimdi çocukluk travmalarımdan birini anlatacağım.

7 yaşında falandım, mahallede yaşıtım kız çocuğu olmadığı için ya erkeklerle oynardım ya da tek başıma.Bir gün yine mahallede tek başıma oynarken adını dahi hatırlamadığım bir çocuk beni kızdırdı, beni mi seviyormuş ne... ( yazar burada kol tüylerine rağmen sevilesi tarafı olduğunu vurguluyor ) Ben de çocuk aklı işte, kötü bir şey söylemiş gibi peşinden koşup intikamımı almak istedim.Tuttum çocuğu, tam vuracağım çocuk demesin mi "Senin kollarındaki tüyler benimkinden fazla" 

Kaldım öyle.Aptal çocuk! İnsan hiç hoşlandığı kıza öyle şeyler söyler mi? Aldın bütün eksi puanları!

Tabi o sinirle patlattım çocuğa bir tane ama vursam ne yazar! Artık istenmeyen kol tüylerimin farkına varmıştım hem de daha 7 yaşında! Suratım beş karış annemle bu konu hakkında konuştuğumda ise bana " Daha çok küçüksün, büyüyünce dökülür onlar" demişti.Annemin standart kandırma yöntemi; büyüyünce geçer :)

Peki yıllar geçtikçe döküldü mü? Hayır tersine daha da gözüme batmaya başladılar.Özellikle de kızlar kol tüylerini alıp pürüzsüz olduklarında... Onlar bu eylemi yaptılar yapmalarına ama herkeste bu durum zorunlu olacak, yapılması gereken bu, olgusunun da ortaya çıkmasına neden oldular. Hatta kollarını almayan kızlarla dalga geçen erkekler bile gördüm, kendilerine bakmadan... 



Sonuç, benle dalga geçen olmadı,  7 yaşında karşılaştığım o çocuk hariç, buradan ona sevgilerimi gönderdiğimi söyleyemeyeceğim :).Sanırım öyle çok dalga geçilecek durumum da yoktu ama pürüzsüz de değildi işte.Yanlış olan benimkisi gibiydi, bir nevi toplum baskısı olarak ben de kollarımı almaya başladım.Evet kollar alınınca daha güzel gözüküyor ama alınmayınca da ayıplanacak bir şey olmamalı ya da bu temizliğin bir göstergesi olmamalı!Her şeyi geçelim, bizim kollarımızı alıp almamızı eleştirenler yazın bir duş almaktan üşenen erkekler hiç olmamalı.


Not:Resimdeki kol bana ait değil, yorumları da nette okurken gördüm, forumda konuyu açan da değilim ama bu konuyu açan kadar bu dertten muzdarip  biriyim

Not 2: O çocukla bir daha oyun oynamadım, zaten mahalleden taşınmıştık.Hem o sarışındı onun kollarındaki belli olmuyordu bir kere!

Not 3: Şu ev tipi lazer aletlerini kullanıp memnun olan var mı?İzlediğim videolar okuduğum bloglar çok reklam kokuyor, güvenemiyorum.

Devamını Oku »

Pazar, Haziran 19, 2016

Sözlerimin Altyazısı Blog Tasarımı Yenilendi

2



Merhabalar, bir süredir yoğunluk nedeniyle kabul edemediğim blog tasarımı siparişlerini artık yeniden almaya başladım. Bu sürede de ilk tasarladığım blog; Sözlerimin Altyazısı blogu oldu.

Sözlerimin Altyazısı blog sahibesi Sarışın biri, taze blogger, psikolog adayı :) Blogunu gerek günlük gerekse bölümü hakkında bir tartışma ortamı olarak kullanmak istemekte.Ben blogu tasarlarken büyük bir keyif aldım, ikimizin fikirleriyle hemencecik şablon ortaya çıkıverdi.Artık ona yeni blog tasarımıyla blogger dünyasında başarılar dilerim :) Sözlerimin Altyazısı bloguna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Siz de kendinize özgü, kimsede olmayan bir blog tasarımına sahip olmak istiyorsanız bana bogurtlenrecelimiz@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Not:Blog şablon tasarımları ücretlidir, kişinin kendi istek ve dileklerine göre tasarlanmaktadır.Her şablon tasarımı yapıldıktan sonra ayrı bir post yazılmakta böylelikle blogunuzun daha geniş kitleye ulaşmasını sağlanmaktadır.
Devamını Oku »

My Amazing Boyfriend / 2016

12


Tian Jing Zhi, dizi sektöründe her zaman ikinci bayan rolünü alan bir oyuncudur.Aslına bakarsanız gerçek hayatta da ikinci plandadır, bütün erkek arkadaşlarını her zaman birinci planda yer alan yakın arkadaşına kaptırır.Büyük bir şansızlık üzerindedir, her defasında başına bir felaket gelir.

Sonunda 7. erkek arkadaşı da onu en yakın arkadaşı için terk etmiştir, hem de asıl kızımız ona evlenme teklif ederken.Asıl kızımız Tian Jing Zhi, yaşadığı hayal kırıklığı sonrasında biraz da şapşallığından bir trafik kazası geçirir, tarihi ceset taşıyan bir minibüsle çarpışmıştır.


Kaza sonucunda Tian Jing Zhi'nin kanı minibüsten fırlayan cesede erişir ve ceset canlanır.Tian Jing Zhi, hayatını kaybetmek üzereyken canlanan ceset onu hayata döndürür, öpüşerek kan takviyesinde bulunurken :)) Her zamanki gibi asıl kızımızın ilk öpücüğü bu tuhaf olay esnasında gitmiştir.

Canlanan ceset  500 yıldır dünyada ve yaklaşık 100 yıldır uykuda olan Ling Qiao'dur.Zamanında tuzağa düşürülerek tüm kanı vücudundan alınmıştır.Hafızasına ilişkin 10-20 yılında da kayıp vardır.Ling Qiao ve asıl kızımız tuhaf bir şekilde birbirlerinin yakınında olduklarında kalp atışlarını hissederler.Asıl kızımız, başrol olmaya uğraşırken Ling Qiao de hafızasını geri kazanıp ona bu kötülüğü yapmak isteyenlerin peşine düşecektir.Asıl kızımızla geçmişte kaderlerinin kesiştiği de muhakkaktır.


Çin yapımı fantastik komedi türünde eğlenceli bir dizi. Asıl kızımızın aşırı hareketleri, Ling Qiao ifadesizliğini saymazsak oldukça eğlenceli ilerliyor, insanın merak duygularını kamçılıyor.Dizi güncel, çevirisi hala devam etmekte.Fantastik komedi biraz da romantizm severlere  bir göz atın derim :)


Devamını Oku »

Cumartesi, Haziran 18, 2016

She Was Pretty Vs Seviyor Sevmiyor uyarlaması

30


Öncelikle Kore versiyonundan bahsedeyim;


Asıl kızımız Kim Hye Jin küçüklüğünde oldukça zengin bir aileye sahiptir.Çevresinde sevilir, güzel ve akıllıdır.En büyük hayali ise bir masal kitabı yazıp onu bastırmaktır.Yayınevi sahibi babası olduğu için bu hayal pek de zor görünmez onun için.


Bir gün oynarken bahçesinde şişman küçük bir çocuğu fark eder.Çocuğa seslendiğinde çocuk kaçar, onun kendisinden küçük olduğunu düşünür ta ki şişman çocuk  Seo Joon ile aynı sınıfta okuyacağını öğrenene kadar.Kim Hye Jin, Seo Joon'u sürekli korur, onun ilk arkadaşı hem de ilk aşkı olmuştur.Birlikte acılarını, mutluluklarını paylaşırlar.Her şey iyi giderken Seo Joon babasının işi nedeniyle başka bir ülkeye gitmek zorunda kalır, gitmeden de birlikte yaptıkları yapbozun bir parçasını Kim Hye Jin'e verir ve bir gün geri döneceğini söyler.


Yıllar geçer, Kim Hye Jin'in güzelliğinden eser kalmaz.Zaten babası çoktan iflas etmiş, yayınevlerinin yerini küçük bir matbaa almıştır.Kim Hye Jin ise ailesine destek olmak için yarı zamanlı bir işte çalışıp çocukluk arkadaşı  Go Jun Hee ile aynı evde yaşamaktadır.Kim Hye Jin ve Go Jun Hee arasında harika bir arkadaşlık ilişkisi vardır hatta Go Jun Hee asıl kızımızdan kira bile almaz.





Bir gün, hiç hesapta yokken asıl kızımız bir mail alır, mail ilk aşkı Seo Joon'dan gelmiştir.Seo Joon, yakın bir tarihte Kore'ye gelecektir ve asıl kızımızla görüşmek ister.Beklenen tarih geldiğinde Seo Joon, asıl kızımızı tanımaz.Bu duruma bozulan Kim Hye Jin, yakın arkadaşı Jun Hee'den kendisi adına ilk aşkı Seo Joon ile görüşmesini ister.Bu görüşme bir kereliğine olacak ve daha sonra İngiltere'ye gideceğini söyleyecektir.Yalnız planlar Kim Hye Jin'in şans eseri Seo Joon ile iş arkadaşı olması ve Go Jun Hee'nin tekrar Seo Joon tarafından Kore'de görülmesiyle suya düşecektir..


Dizi romantik komedi türünde oldukça beğenilen bir yapım, açıkçası ben öyle ayılıp bayılmadım; normal güzel bir dizi kıvamında buldum, kahkahalara boğulmadım hani.16 bölümden oluşuyor ve birçok Kore dizisinin aksine içerisinde gereksiz karın ağrılarına boğan arkadan vurma sahneleri yok.En çok bunu sevdim galiba :) 


Buradan sonrası spoiler ve eleştiri içerir.

Öncelikle asıl kızımız Kim Hye Jin karakteri ile başlayalım.Asıl kızımızın ilk başlardaki oyunculuğuna sinir oldum hani senaryo öyleyse bilmiyorum.Kıvırcık saçlı olduğu sıralardaki hareketleri sanki akli dengesi yerinde değilmiş gibiydi.





Tuhaf bir şekilde saçlar düzelince hareketlerdeki aşırılıklar da düzeldi sonra yeniden saçlar eski haline gelince yeniden hareketlerdeki abartı baş gösterdi.Onun dışında asıl kızımızın suratındaki güneş yanıkları!Asıl kızımızın elleri pamuk gibi beyazken nasıl oluyor da suratı öyle esmer ve yanık oluyor anlayamıyorum:)



Seo Joon, asıl erkek kahramanımız, küçükken şişman olmasına rağmen büyüyünce evrim geçirip oldukça yakışıklı ve fit bir delikanlı oluyor.Böyle şeyler olası, küçükken çok yakışıklı olup büyüdükçe çirkinleşen ya da tam tersi olan çok erkek gördüm ama karakteri birden kötüleşen insan çok az.Tamam karakteri değişmiş olsun, kötüleşsin.Asıl kızımıza, ismini hak etmeyecek kadar kötü olduğunu söyleyen insan pat diye onu nasıl sevmeye başlar?Neyse...İkinci erkek karakteri sevdiğim için Seo Joon'a gıcık olduğum doğrudur.







Go Jun Hee, asıl kızımızın en yakın arkadaşı ve onu gerçekten seviyor.Asıl kızımızın yerine geçtikten bir süre sonra Seo Joon'dan hoşlanmaya başlıyor ve asıl kızımızın duygularını bilmesine rağmen gizlice Seo Joon ile görüşüyor.Her ne kadar bu görüşmelerden dolayı kendini kötü hissedip yaptıklarını düzeltmeye çalışsa da ben onun çok da iyi bir arkadaş olduğunu düşünmüyorum.Sonuçta ailesinden bile yakın olan arkadaşının arkasından iş çeviriyor! 



Muhabir Kim! Benim favori karakterim! Her ne kadar Super Junior dinlesem de fanı sayılmam.Yalnız Siwon'un oyunculuktaki yeteneğini görmemek için kör olmak lazım.İdol olup egosu olmayan nadir ünlülerden yoksa o ifadeleri yapmazdı değil mi? :) Dizideki karakteri de çok eğlenceli, bana kalırsa diziyi yürüten asıl karakter, kazanmayı hak eden karakter.




Bunu yapabilirler mi ha ?



Son olarak büyük şef çok tatlıydı :) Saç aksesuarları olsun, konuşmaları olsun çok sevdim kendisini :)  


Türk uyarlaması Seviyor Sevmiyor'un ilk bölümüyle kıyaslayacak olursam;


Asıl kızlarımızın her ikisi de saçma dalgalı saçlara sahip, bakımsızlar ama benim Türk olanını daha sıcak bulduğum doğrudur.Kültürden olsa gerek Türk asıl kızımızın aşırı hareketleri beni güldürmeyi başardı.Kore versiyonunda sinir olmuştum.Onun dışında Koreli versiyonundaki asıl kızın yüz yanıkları bizim versiyondaki palyaço şeklinde oturtulmuş allıktan çok daha iyiydi. Bizdeki komik bir şekilde yapay durmuş :) Unutmadan bizim versiyonda kıza kilo aldırmışlar sanırım, bu kız önceden çıtı pıtıydı.




Asıl erkek karakterlerimize gelirsek Koreli versiyonu dizi esnasında pek sevmesem de Türk versiyonundaki asıl erkek karakterden çekici geldi bana :) Türk versiyonundaki fazla yumuşak başlı duruşa sahip, hani onu öyle kızıp bağırırken hakaret ederken düşünemiyorum.İlerleyen bölümlerde göreceğiz bakalım :)



Asıl kızımızın en yakın arkadaşı rolü, açık ara farkla Türk versiyonu daha iyi,kız çok tatlı bir kere ayrıca Kore versiyonundakine göre daha iyi de dans ediyor ve daha masum bir karakteri var.Kore versiyonundaki en yakın arkadaş karakter olarak biraz hafif bir kızdı. 




Muhabir Kim ile Türk versiyonunu kıyaslayacak olursak; açık ara farkla Kore versiyonu.Her şeyden önce Siwon'un o şapşal hareketlerinin Türk versiyonuna yansıyacağını düşünmüyorum.Yansısa bile o kadar sevimli duracağını düşünmüyorum.



                                                                                              VS



Onun dışında büyük patronların duruşu aynıydı hatta çanta atışları bile :)




Bölüme genel bir bakış atarsak ; Türk yapımı 1. bölümü izlediğimde Kore versiyonuna göre konuyu biraz daha toparladıklarını ve birkaç konuda farklılaşmaya gittiklerini gördüm; Kore versiyonundaki iki bölümü bizde tek bölümde toplamışlar gibi :) Onun dışında neredeyse birebir.
Mesela aynı şemsiye :)


Hangi versiyon çekici geldi derseniz, ilk bölüm için Türk versiyonu sonrası için kararsızım.Siwon'un canlandırdığı karakter beni kararsız bırakıyor.Sizce hangisi daha iyi?





Devamını Oku »

"Anlamasan da olur.Kimse anlamasa da olur.

Gerçek hürriyet budur.Ben anlıyorum.

Anlatamasam da olur." -Oğuz Atay-